Bu Sayfayı Paylaş
ShareThis Facebook Tweet Google Email

Makale Hiyerarşisi
Makaleler ana sayfası » Makaleler » MECLİS ARİTMETİĞİ VE EĞİTİM*

MECLİS ARİTMETİĞİ VE EĞİTİM*
MECLİS ARİTMETİĞİ VE EĞİTİM*

1990’lı yıllarda; Türkiye de koalisyonlarla sık sık hükümetler değişiyor, birbirlerinin açıklarını ortaya çıkararak Anayasa mahkemesine gitmek için meclisten onay istiyorlardı..! Ancak bu dönemler aklamaların paklamaların da kol gezdiği dönemlerdi..! Yani sen bana dokunma ben de sana dokunmayayım..! Böylece gazetelere de boy boy manşet oluyorlardı..! İşte böyle bir ortamda bir halk ozanı bu olumsuzlukları hicveden bir şiir yazar. Özellikle şiirin bir dörtlüğünde şöyle der..!

ANKARADA BİR KIR AT, ÜSTÜNDE SARIŞIN BİR AVRAT
TERKİSİNDE KARA MURAT, GERİDE DE 450 . AVAT..!
Şiir yayınlanınca basın savcısının dikkatini çeker ve meclise hakaretten kamu davası açması gerekiyor, ancak mecliste dönen entrikalara bakınca vicdanen herkes de bu şiirin altına imza atar. O nedenle bir türlü dava açmaya karar veremezler..! Tesadüfen eski arkadaşları ziyaret için adliye ye gittiğimde koridorda basın savcısı ile karşılaştık. Odasına geçtik ve hoşbeşten sonra, konuyu bana da anlatıp fikrimi sordular. Ben de, bakın siz hiçbir mesleğe reva görülmeyen bir sıfata sahipsiniz. “CUMHURİYET SAVCISI” Sizin asli göreviniz Cumhuriyetin vazgeçilmez ilkelerini koruyup kollamaktır..! Burada da Cumhuriyetin vazgeçilmez unsurlarından birisi olan meclise alenen hakaret söz konusudur. O nedenle bu davayı açmak sizin asli görevinizdir. Siz karar merci değilsiniz, iddia makamısınız, kararı hakim verir dedim..! Ancak, bu davayı savunacak bir avukat da çıkmazsa vatandaş olarak ben savunmaya da hazırım dedim ve hep beraber gülüştük..!
Aradan altı yedi ay geçmişti ki, iki savcı arkadaş beni ziyarete geldiklerinde o dava ne oldu diye sordum ve davanın seyrini şöylece anlattılar..!
Dava açıldıktan sonra dosya hakimin önüne gelir. Hakim dosyayı inceleyince yahu keşke açmasaydınız der ama açılmıştır, yapacak bir şey yok. Çünkü şiirin altına herkes gibi hakim de imza atar..! Neticede celp çıkarılır, gün verilir, mahkeme günü gelir. Hakim kısa yoldan davayı kapatmak niyetindedir..! Gerekli kimlik tespitinden sonra Ozana, “Ali bey rivayete göre meclise hakaret içeren bir şiir yazdığınız iddia edilmektedir, yazmadınız herhalde” der. Amacı “yazmadım “ ifadesi ile dosyayı kapatmaktır..! Ancak Ozan ilkeli ve inatçıdır. Yazdım efendim der. Hakim başını sağa sola çevirir ve davaya devamla; şiiri mısra mısra okuyarak her mısranın sonunda yazmamışsınızdır herhalde der . Ancak şair her defasında da yazdım efendim diye ısrar eder..! Böyle ilginç davaların meraklısı ve dinleyeni de çok olur..! Esas hakaret içeren son mısra “GERİDE DE 450 . AVAT DEMEMİŞTİR YAZ KIZIM” der demez Ozan; “ÖYLE OLMAYACAK” diye itiraz eder..! Hakim duraklar ve merakla; “PEKİ NE OLACAK” deyince Ozan; “ 450 değil 550 olacak” der demez mahkeme salonunda bir kahkaha tufanı kopar..! Hakim de kendini tutamayıp, “Duruşma öğleden sonra 14.30’a ertelenmiştir” deyip yandaki odasına kaçar..!” O günlerde meclis aritmetiği 450 den 550 ye çıkarılmıştır..!
Hâkim ve savcı, bu ilkeli Ozan Ali beyi odasına çağırtarak adamı yakından tanımak isterler. Bir kahve ikram ederek sohbet ederler..! Ali bey; 76 yaşında Hasanoğlan Köy Enstitüsünün son mezunlarından kültürlü, birikimli, ilkelerinden ödün vermeyen bir öğretmen..! Ayrıca savcı bey de Malatya Akçadağ köy Enstitüsü mezunu eski bir öğretmen olup sonradan Hukuk Fakültesini bitirerek savcı olmuş bir dostumdu..! Hikayeyi dinleyince, bu adamı ben de tanımak isterim dedim..! Aradan 13-14 gün geçmişti ki, Savcı beyle Ali bey ziyaretime geldiler. Hoşbeşten ikram ve sohbetlerden sonra böylece tanışmış olduk. Aradan bir süre geçmişti ki Ali bey yalnız başına ziyaretime geldi ve “Beyefendi sizi ve sohbetinizi çok sevdim” dedi ve başladı kendi geçmişini anlatmaya..!
“Ben Çorumun merkeze bağlı bir köyünde öksüz ve yetim bir çocuktum. Köyümüzde İlkokul vardı. Okulu bitirince beni aldılar Hasanoğlan Köy Enstitüsüne kaydettiler. Elbise falan verdiler, yatılı olarak okuyorduk. Okul çok güzeldi, okulda her şey vardı. Dershaneler, atölyeler, yemekhaneler, revir, matbaa vs. Bir hafta geçmişti, herkes öğrenci idi ama herkes arı gibi çalışıyordu..! Ben sıkılmaya başladım..! Bir öğretmenim bana; ‘Bak Ali, burada herkes senin gibi öğrenci ama, herkesinde ayrı bir görevi var, sana da bir görev vereceğim’ dedi.. Ben tabi öğretmenim ne yapacağım dedim. Öğretmenim, sen her sabah erkenden kalkıp arkadaşların gelmeden önce matbaanın sobasını yakacaksın dedi..! Matbaanın anahtarını ve bir kutu da kibrit verdi. O an kendimi çok önemsenmiş, bir işe yarayan çok önemli bir adam olduğumu hissettim..! O gün sevincimden uyku uyuyamadım..! Sabah erkenden kalkıp, yüzümü yıkayıp giyindim ve matbaaya koştum, kapıyı açıp sobaya kömürleri doldurdum..! Ancak; kibriti basıyorum yanmıyor, basıyorum yanmıyor. Kibrit bitti bir türlü yakamadım..! Ömrümde ilk kez kömür sobası yakıyordum. Bizim köyde teneke sobada tezek yakardık..! Büyük bir telaş içinde düşünürken kapı açıldı, Fötr şapkalı, siyah paltolu bir amca girdi içeri..! Amca; “Ne yapıyorsun evladım “ dedi. Ben de amca sobayı yakacaktım ama yanmadı dedim. Amca, “Beraber yakalım mı” dedi. Olur amca dedim. Amca,”Haydi sobanın içindeki kömürleri şuraya boşalt bakalım “ dedi. Ben sobayı boşaltırken amca bir sandalye çekip paltosunu çıkarıp sandalyenin üstüne koydu sonra da fötr şapkasını paltonun üstüne koydu “Şimdi de biraz tahta parçası ve kâğıt getir bakalım “ dedi. Amca, tahta parçalarını huni gibi dik olarak sobanın içine yerleştirip, arasına kâğıtları koyduktan sonra da kömürlerden tahtaların üstüne birkaç tane yerleştirdi ve haydi sende koy bakalım dedi. Bende kömürlerden yerleştirdikten sonra, şimdi de kâğıtları kibritle tutuştur bakalım dedi. Ama amca kibrit bitti dedim. Boş ver bende var deyip cebinden kendi kibritini çıkarıp bana verdi. Kibriti bir çakmada kağıtlar tutuştu..! sonra tahtalar ve kömür çıtırdamaya başladı..! Amca bir taraftan benimle sohbet ederken, bir taraftan da göz ucuyla kömürlerin tutuşmasını bekliyordu..! Amca, “Ali şimdi soba yakmasını öğrendin mi?” dedi. Öğrendim amca sağ ol dedim. Amca, başımı okşayıp, paltosunu giydi ve kapıyı kapatıp gitti..!
Amcayı çok sevmiştim, Hızır mıydı neydi bilmem…! Amcayı bir kez daha göreyim diyerek kapıyı açtığımda ne göreyim; Öğretmenim Amcanın karşısında hazır ol da bekliyor..! Ben iyice şaşırmıştım..!
Öğretmenim geldi ve “Sobayı yaktın mı Ali” dedi. Yaktım öğretmenim..! O amca kimdi öğretmenim, ben o amcayı çok sevdim dedim. “O MİLLİ EĞİTİM BAKANIMIZ HASAN ALİ YÜCEL..!” dedi…!
Eğitim, ilkeli eğitimcilerin elinde uygulamalı ve sorumlu bir şekilde yapılırsa anlam kazanıyor. Yoksa nazari ve bin bir bahanelerle yozlaştırılırsa eğitim olmaktan çıkıyor..! Bir sanatkâr kolay yetişmiyor. Önce çırak, sonra kalfa, neden sonra usta olabiliyor..! Bu yoğun uygulama ancak sanatkarı sanatkar yapıyor..! Eğitimi bu yoldan algılamamız gerekiyor..!
Köy enstitüleri, kırsal nüfusun sanayi ve üretime dönüşümünü sağlayacak, halkın üretim ve yönetim yetilerini geliştirecek projeydi..! Ancak, dış güçleri ve toprak ağalarını rahatsız etti ve neticede 1954 de kapatıldı..!
Bugün eğitim sistemimiz yazboz tahtasına dönüştürüldü..! Plansız projesiz sadece politik amaçlarla her ilde üniversite açıyoruz diye görüntü olarak var olan, fakat gerek öğretim elemanı gerekse öğrenci açısından içi doldurulamayan üniversitelerimiz yavaş yavaş kapatılmaya çalışıldığını duyuyoruz basından..!
Parlamentomuz, milletin vekili olmaktan ziyade, liderin vekili olmaya yönlendirilmiş anlamsız bir sisteme dönüştürüldü..! Ne talimat verilirse onu uygular duruma geldi..! Halkımız; din iman siyasetiyle ve beleş dağıtılan nimetlerle oyalanıp, üretim ve çalışmaktan uzak tembellik ve atalete sürükleniyor..! Devletin görevi sosyal hizmetlerle, üretime yönelik istihdam sahaları açmak ve müteşebbis şahıs ve kurumları bu yönde teşvik etmektir..! Halk olarak umudumuz ve beklentimiz budur..!

Mustafa KIREKER
KADİRLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI
Kurucu ÜYESİ / ANKARA, 24.01.2016

Yorum
Henüz yorum yazılmamış.

Yorum yaz
İsim:

Doğrulama Kodu:
Doğrulama Kodu



Saat

Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın


Tarihte Bugün


Kısa Mesajlar
Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.

18-03-2016 13:42
Bu toprakları vatan yapan tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz...

31-12-2015 10:12
Yeni yılınızı kutlar, 2016 yılının size ailenize ve Büyük Türk Milletine esenlikler getirmesini dilerim...

16-10-2015 21:15
Biraz gecikmelide olsa 2015 yılı Kurban Bayramı resimlerimizi yükledik bilginize...

06-09-2015 00:11
Ankaraya atanan emniyet mensubu kardeşimiz Volkan YALÇIN'a hayırlı olsun dileklerimizle başarılar diliyoruz...

22-07-2015 17:15
Köyümüz 2015 Yılı Ramazan Bayramı Bayramlaşma videosu ve fotoğrafları sitemize yüklenmiştir. İyi seyirler...


Anket
KÖYÜMÜZ ADINA YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNİN KURULMASI YÖNÜNDEKİ FİKRİNİZ NEDİR?

DERNEK KURULMALI
DERNEK KURULMALI
100% [7 Oy]

DERNEĞİN KURULMASINA GEREK YOK
DERNEĞİN KURULMASINA GEREK YOK
0% [0 Oy]

FİKRİM YOK
FİKRİM YOK
0% [0 Oy]

Oy: 7
Oy vermek için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
Başlama Tarihi: 27/08/2014

Anket Arşivi


ÖKSÜZLÜ KÖYÜ WEB SİTESİ / KURUCU ADEM YAVUZ KIREKER

WEB TASARIM VEDAT ARAT