Bu Sayfayı Paylaş
ShareThis Facebook Tweet Google Email

Makale Hiyerarşisi
Makaleler ana sayfası » Makaleler » BAŞARININ SIRRI

BAŞARININ SIRRI
BAŞARININ SIRRI

Başarının sırrı, hayal kurmakla başlar. Yapmayı düşündüğümüz hayalimize severek, inançla sarılarak, imkânlarımız ölçüsünde planlar yaparak, azimle ve sebatla işine sahip olmaktır. Yanlış ve hata her işte olabilecek engellerdir. Ancak bu engellerden ders çıkararak yılmadan, inatla ve azimle engelleri aşabilmektir. Her engeli aşmak bir savaş kazanmak gibidir. İnsanı güçlü kılar, özgüvenini geliştirir. Teslimiyet zayıf karakterli tembel insanlar içindir. Sorumluluktan kaçan insanlar sürünmeye mahkûmdurlar. Şunu unutmayalım ki hatalar, başarıya giden yolların atlama taşlarıdır. Yaratıcılık, düşünme gücü ve sürati, başarıyı yüceltecek unsurlardır. Ancak her şeyden önemlisi korkmadan, başarıya giden yolu aydınlatan gerçek ışık ise; DÜRÜSTLÜKTÜR. Bu da topluma karşı itibar ve saygınlığı artırıp, KREDİMİZİ yükseltir..! Hasılı HEDEFSİZLİK; BAŞARISIZLIĞIN ANAHTARIDIR..! Hedefiniz yoksa neyi başaracaksınız..? O zaman hayatınız beklemekle geçer ve silik ölü bir yaşam sürersiniz. Ona da onurlu yaşamak denirse..!
Evet, ilkeler böyle olunca hayat mücadelesinde başarısızlık da mümkün değildir. Yeter ki azimle düşleyelim ve uygulayalım. Şahsım olarak bu ilkeleri hiçbir zaman göz ardı etmedim ve şiar edindim. Hayatımda en büyük kazancım ve başarım; bana atılan KAZIKLAR ve NANKÖRLÜKLERDİR. Hiçbir zaman vicdanımdan ödün vermeden, ilkelerimden sapmadan, şahsıma yapılan saygısızlıklara TAKILMADAN, kayıplarımdan ders çıkararak, düşünüp sorgulayıp elde ettiğim birikimlerimle; en önemlisi de iyi niyetimi istismar edip, çırpınmama hiçbir katkı sağlamayan asalaklardan kurtulmakla huzura ve başarıya ulaşabildim..! Çünkü herkese yardımcı olmak gibi bir tutkum vardı. Şuna inandım ki; hayatta ne kadar verici olursanız olunuz, verici olduğunuz kişiler yeterince alıcı olamıyorsa, yaşam boyu asalaklık yapıp, ayak bağı olmaktan başka bir şey olamıyorlar..! Çünkü onlar düşünmüyorlar. “Ben ne yapıyorum, bu verilenlere ve hazır sunulanlara layık mıyım, katkım nedir, hak ediyor muyum“ gibi EMPATİ yapmıyorlar. Tabir yerinde ise; “VER YİYEYİM ÖRT YATAYIM” diyorlar. Her şeyin kendiliğinden olduğunu sanıyorlar akıllarınca..! Ancak bir atasözümüz vardır. “ELDEN GELEN ÖĞÜN OLMAZ, O DA VAKTİNDE BULUNMAZ” Bu da gösteriyor ki, “HERKES LAYIK OLDUUĞU YERDEDİR” Rahmetli Anamın çocukluğumda birimize kızdığı zaman, “KOYMA İLE KUYU SULANMAZ, SUYU GÖZÜNDEN OLMALI” derdi..! Bunun anlamı, ne kadar söylersen söyle, söylediğin kişi düşünmüyor ve dinlemiyorsa yapacak bir şey yok, geleceğini ve kaderini kendisi çiziyor demekti..! Cefa çekmeyip terlemiyorsan, sefa sürmeye de hakkın olmamalıdır..!
Çalışanlar için, bir Çin özdeyişi vardır..! “EĞER KİŞİ HEM AKILLI, HEM DE ÇALIŞKAN İSE TAKDİR ET. AKILLI FAKAT ÇALIŞKAN DEĞİLSE, İKAZ ET. ÇALIŞKAN FAKAT AKILLI DEĞİLSE DİKKAT ET. HEM TEMBEL, HEM DE AKILSIZ İSE, E Ğ İ T..! eğitilmiyorsa DEFET..!”
Biz Aile olarak yanlış ve haksız bir şey yapamayız. Rahmetli babam 1960’lı yıllarda çerçilik yapar ve köyleri dolaşarak tek atlı araba ile boş bez torbaları evlere dağıtır, her hafta bu torbalarda süzülmüş yoğurtları toplar ve Kadirli’den kalkan tek otobüsün üstüne yükleyip, Adana’ya satmaya götürürdü. O vakitlerde şimdiki otobüsler gibi altta bagaj yoktu. Eşyalar otobüsün üstüne yüklenirdi. Bir gün babam yoğurtları toplamaya gittiğinde, kadının birisi babamın geldiğini görünce, süzülmüş katı yoğurdun üstüne taze sulu ayranı boşaltır. Dolayısı ile tartıda yoğurt ağır gelecektir. Babam olayı görüyor ve kadına neden yaptığını sorunca, kadın arsızca çenebazlık yapar. Babamda kadının yaptığı haksızlık karşısında el kantarı ile tartarken, iki kilo eksik söyler ve parasını da ona göre öder. Ancak vicdanen de rahat etmez ama kadına da çok kızar. Sonrada topladığı yoğurtları otobüse yüklerken, torbalardan birisi yere düşer ve bir torba yoğurt yere dökülünce bu olay babama ders olur…! Babam her konuşmasında; “BİZE YANLIŞ YAPMAK İYİ GELMİYOR, YAPTIĞIMIZ HER HATA BİZE EN AZ ÜÇ KATI ZARAR VERİR” derdi..! Babamın bu sözleri, bilinç altı hep bana ders oldu..! Hatta yaşamım boyunca bana yapılan haksızlıklara sessiz kalmam ve ilkelerime azimle sadık kalmam; gerek bürokrasi hayatımda gerekse ticari yaşamımda, beni hep şanslı ve başarılı olmama vesile olmuştur. Bu sayede çevreme güven sağlamış olmalıyım ki, daima elit ve saygın bir çevrem oluştu. Bana gösterilen saygı ve taktiri, en yakınımdaki asalaklar da sessiz tavrımın karşısında mesafeli davranmayı öğrendiler sanırım..!
Şuna inandım ki; verici olmak çok erdemli bir davranıştır. Her bir iyiliğin kopyalanarak ve katlanarak size dönüyor. İnsan tek bir cümle ile yıkılabiliyor ama, bir damla gözyaşı ile huzur bulabiliyor..! Onun için kim ne yaparsa kendine yapıyor. Şöyle de diyebiliriz; “YAŞAM BİR AYNADIR, NEYE NASIL BAKARSAN ONU GÖRÜRSÜN. HERŞEY BAKIŞINA BAĞLIDIR, NE GÖRÜYORSANIZ O SUNUZ” Yani, yaşamınız ve geleceğiniz NİYETİNİZLE SINIRLIDIR..! İlahi adalet, NİYETLE son buluyor..!
Bir gün yanında çocuğu ile birisi geldi. Elimi öpmeye yeltenerek, “Mustafa abi beni tanıdın mı?” dedi. Birden çıkaramadım. Sonra kendini tanıttı. “Ben Cemil, ilk defa sizin yanınızda çalışmıştım ve ilk sigorta işlemimi siz başlatmıştınız, şimdi emekli oldum. Bana unutamayacağım bir ders vermiştiniz. Emekli olunca da doğruca sizi ziyarete geldim” deyince olayı hatırladım. Yıl 1985 enflasyonun sürekli arttığı dönemlerdi. Çalışanların maaşlarını 2-3 ayda bir ayarlama yaparak mağdur olmaması için zam yapıyordum. O dönemde Cemil’de 18 yaşını doldurmuştu sigortalı yaptım. Tüm işçilere seyyanen 30 lira zam yaparken, Cemil’e maaşını düzleyerek 25 lira zam yapmışım. Bu çocuk niye bana az zam yapmış diye üzülmüş. Kardeşim Nebi üzüntülü halini görünce; neyin var ne oldu diye soruyor. Durumu anlatınca Nebi, “Abimin bir bildiği vardır mutlaka gel gidelim” diyor. Bu sefer Cemil “Ben gitmem utanırım” diyor. Sonra Nebi ikna edip kolundan tutup bana getirdi ve durumu anlattı. Ben de 5 lirayı uzattım ve bak oğlum, sen 18 yaşını doldurdun, seni sigortalı yaptım. Böylece bana maliyetin 78 lira arttı. Ama bu senin geleceğin için çok önemli dedim. İlerde bunu hatırlarsan hep dua edersin dedim. Bu sefer 5 lirayı iade etmeye kalktı. Yok kalsın haydi işinize bakalım dedim..! Cemil askere gidene kadar sebatla ve azimle çalıştı. Ziyaretinden ve vefalı davranışından dolayı çok mutlu olmuştum..!
Eğitimsiz ve düşüncesiz insanlarla kendimi heder etmekten başka bir yol olmadığını görerek, 2002 yıl sonu itibariyle şirketimizi kapattık. 2003 yılı itibariyle sıfırdan kendi adıma firmamı kurup, CÜBBE imalatı ve satışı ile 59 yaşımda tekrar işe koyuldum. Birikimlerimle kısa sürede başarıya ulaştım. Türkiye genelinde AVUKAT – HAKİM – SAVCI – PROFESÖR, AKADEMİSYEN ve ÖĞRENCİ MEZUNİYET CÜBBESİ imal ederek işe başladım. Kullanım koşullarını da dikkate alarak, kaliteden ödün vermeden, kısa sürede marka haline geldim. KIRALLI CÜBBE adı altında artık tüm Türkiye’de tanınır hale geldik. Daha doğrusu işimizi temiz ve kaliteli yapınca İŞ KENDİNİ REKLAM EDİYOR. Herkes ve tüm kurumlar birbirine tavsiye ediyorlar. Bu sayede Kıbrıs’tan Irak’a kadar, bütün Türkiye’de arayan herkese yetişmeye çalışıyoruz. İnsan her şeyin en iyisine layıktır. Kaliteden ödün vermeden işinize sebatla sarılırsanız, BAŞARI da kendiliğinden oluşuyor..! Şunu unutmayalım ki, tüm semavi dinlerde ALLAH; “Yarattığım her şeyi İNSAN için yarattım, insanı yaratmasaydım hiçbir şeyi yaratmazdım” der..! İnsanlar bu yüceliğin farkında olsalar, asalaklık ve çıkar peşinde koşmadan alın teri ile kazançlarının bereketini ve huzurunu görüp mutlu yaşarlardı..! Ancak kolaycılık ve asalaklık öyle sarmal hale gelmiş ki; herkes kolay yoldan kısa sürede köşe dönme peşinde. Tembellik ve atalet de işin cabası olunca herkes LAYIK OLDUĞU YERDE kalmaya mahkum oluyor..! Başarının gerçek sırrı sebatla mücadele etmekten geçiyor..!
Kavak ile kabağın kıssadan hisse tüm yaşama ders olacak malum bir hikayesi vardır..! “Bir kavak ağacının yanında bir asma kabağı boy göstermiş. Bahar ilerledikçe kabak kavak ağacına sarılarak hızla büyümüş gelişmiş. Kavakla aynı boya gelen kabak, kavak ağacına sormuş. ‘Sen ne kadar zamanda bu boya geldin’ demiş. Kavak da ‘on yılda’ demiş. Kabak kavak ağacını küçümseyerek bakıp böbürlenmiş. ‘Sen çok yavaş gelişmişsin, bak ben iki ayda seninle aynı boya geldim’ demiş. ‘Kavak haklısın kabak kardeş’ deyip tartışmaya girmemiş… Günler geçmiş, mevsim değişmiş havalar soğumuş kabak büzüşmeye başlamış. Başlamış şikâyete, ‘ne oluyor bana ölüyorum galiba, ben ne yaptım ki neden ölüyorum’ demiş. Kavak da ‘BENİM ON YILDA GELDİĞİM YERE, SEN İKİ AYDA GELMEYE ÇALIŞTIĞIN İÇİN’ demiş..! Toplumda çalışmadan iktidara veya birilerine dayanarak, avanta peşinde yaşam sürmek isteyenler her zaman var olmuşlardır. Ancak akıbetleri hiç de hayırlı olmamıştır. Onun için her kazancın hayırlısı, alın teri ve helal ile bereketli ve huzurlu olur..! Hayırlı ve bereketli kazançlar…!


Mustafa K I R E K E R
19 MAYIS 2020 / A N K A R A *

Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın

Kısa Mesajlar
Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.

25-05-2020 14:37
Tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı kutlu olsun...

25-05-2020 14:36
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle Köyümüzde 2020 yılı Ramazan Bayramı bayramlaşması yapılamamıştır.

09-04-2019 08:34
31 Mart'ta yapılan muhtarlık seçimlerinde Köyümüzün muhtarı seçilen Gürhan SARIAKÇALI ve ekibine hayırlı olsun dileklerimizle başarılar dileriz...

09-04-2019 08:31
Türk Polis Teşkilatının 174. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

18-03-2016 13:42
Bu toprakları vatan yapan tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz...


Ziyaret Sayıcı
Online : 5
Bugün Tekil : 53
Bugün Çoğul : 135
Dün Tekil : 116
Dün Çoğul : 1233
Toplam Tekil : 857683
Toplam Çoğul : 14464579
IP : 3.95.131.146

En Son Makaleler
D İ L E N C İ L E R
TALEBELİK YILLARIM
BAŞARININ SIRRI
GURBETTE GEÇİRDİĞİM...
YOKLUKTAN YARATICILIĞA


ÖKSÜZLÜ KÖYÜ WEB SİTESİ / KURUCU ADEM YAVUZ KIREKER

WEB TASARIM VEDAT ARAT