Bu Sayfayı Paylaş
ShareThis Facebook Tweet Google Email

Makale Hiyerarşisi
Makaleler ana sayfası » Makaleler » YOKLUKTAN YARATICILIĞA

YOKLUKTAN YARATICILIĞA
Yıl 1962, Adana da Ticaret Lisesinde okuyordum. Babam çerçilik yaparak köylerden topladığı, torba yoğurdu, yumurta, tavuk vs. yi, her Çarşamba günü Kadirliden kalkan tek otobüsün üstüne yükler ve Adana ya satmaya getirirdi. Toptancı halde komisyoncu Yasin ağanın dükkanın da satılır ve aynı otobüsle öğleden sonra saat 16 da Kadirli ye dönerdi.
Okulumuz, Cumartesi ve Çarşamba günleri öğleden sonra tatildi. Diğer günler sabahtan akşama kadar tam gün tedrisat 6 saat ders görürdük. Ben de Çarşamba günleri öğleden sonra babamı görmeye gider, işi bittikten sonra da aynı otobüsle yolcu ederdim. Bu arada babam haftalık harçlığımı verirdi. Bazen otobüsü kaçırırsa, beraber kaldığımız talebe arkadaşımla kiraladığımız tek oda evde bizimle kalır, babamla birlikte yatardık. O gün en mutlu günüm olurdu..!
Aylardan Mart veya Nisan olmalı, yine bir Çarşamba günü komisyoncu haline babamı görmeye gittim de, Yasin ağanın çevresinde babam la 4-5 kişi çay içip sohbet ediyorlar, bende arkalarında bir sandalyeye ilişip sohbetlerini dinliyordum. O esnada; elinde küçük bir kamıştan sepetle bir adam geldi. Kamış sepeti masanın üstünde Yasin ağanın önüne iterek; “Buyur ağa ilk mahsul” dedi. Yasin ağa sepeti aldı, içinde bir incir yaprağı altında 4 adet salatalık badem vardı. Yasin ağa, “Oo ilk mahsul” deyip, cüzdanından iki adet 100 liralık banknotu bahşiş olarak masanın üstüne attı ve adama çay söyledi. Bu davranış o mahsulün devamının burada yatılacağı anlamına geliyordu..!
Yasin ağa hal hatır sorduktan sonra adama “Ne yaptın bu sene ne kazanabildin” dedi. Adam “Vallahi ağa bu sene pek bir şey kazanamadık sayılır, 40 bin lira kadar” dedi. Sohbet uzadıkça bu 40 bin liranın çok küçük bir araziden kazanıldığı anlamı çıktı..! Ben meraklandım ama çocuk olarak soramıyorum. Ancak babam da merak etmiş olmalı ki, “Gardaş bu 40 bin lirayı kaç dönüm yerden kazandın” dedi. Adam babama bakarak, “BİR DÖNÜM” dedi. Bu sefer merakımız daha da artmıştı. Babam, “Bre gardaşım sen buraya altın mı ektin ki bir dönüm yerden 40 bin lira kazandın da, bir şey kazanamadım diyorsun” deyince! Adam, gayet sakin bir şekilde başladı anlatmaya. “Evimizin önünde, hanımla 8 çocuk toplam 10 kişilik horantayız. Çoluk çocuk hep beraber çalışırız, hiç içinden çıkmayız. Bahçemizi birer metrelik tavalara ayırır, gübreler tımar ederek, patlıcan – biber – domates tohumlarını eker sularız, 2 ayda fideler yetişir. Her tava da ortalama bin adet fide olur. 25 adedini bir demet bağ yaparız. Tanesi bir kuruştan, bak işte orada demeti 25 kuruştan satılıyor. Bu iki aylık mahsuldür. Ayrıca fındık turpu ekeriz, bu da bir aylık. Sonra kıvırcık, marul, kabak, salatalık, maydanoz, dere otu vs. derken aslında buradan 100 bin lira kazanmam gerekir” deyince babam; “Hakikaten pek bir şey kazanamamışsın gardaş” dedi.
O günün koşullarında Kadirli de 40 bin lira ancak 100 dönüm tarladan brüt olarak kazanılan bir rakamdı…! Çiftçilik, bilgi birikim ve ilgi işi olduğunu, toprağın nankör olmadığını, severek ve hakkını vererek sabırla, ilgiyle bilerek işlersen bereketli olacağını o gün öğrenmiştim..!
O günlerde rahmetli anam hasta idi. Kolay değil 11 doğum yapmış, 3 kardeşim daha bebek iken Çukurova’nın sıcak ve sıtma salgınında hayatını kaybetmişti. En büyüğü ben, en küçüğü yeni doğmuştu. Komisyoncu Yasin ağa, anamın hasta olduğunu öğrenince babama, haftaya hanımını da getir, akrabamız doktor var bir görsün deyip doktoru da telefonla aradı. Ertesi hafta anam babam ve ben doktora geldik. Doktor çok ilgilendi. Anama soruyor neyin var, şikayetin ne, neren ağrıyor gibi çeşitli sorular soruyor. Anamda her soruya cevap veriyordu. Doktor şöyle bir doğruldu ve “BÖYLE HASTAYA CANIM KURBAN” dedi. Biz şaşırmıştık..! “YAHU SABAHLEYİN BİR HASTA HANIM GELDİ, NE SORUYORSAM, ‘SEN TOHTUR DEALMISIN BİL’ DİYOR… YAHU ANAM BACIM SEN ŞİKAYETİNİ SÖYLEMEZSEN BEN NE BİLEYİM DİYORUM, O ISRARLA ‘TOHTUR DEALMISIN BİL’ DİYE TUTTURDU. BENİ FITIK ETTİ, HALA KENDİMİ TOPARLAYAMADIM… ŞİMDİ SİZİ DİNLEYİNCE RAHATLADIM, NE YAPACAĞIMI BİLİYORUM” dedi ve uzun uzun muayene etti ve bazı ilaçlar yazarak para da almak istemedi ama, babam önlüğünün cebine bıraktı..!
Aradan yıllar geçmişti. Polatlı top ve füze okulunda yedek subay öğrenci iken, eğitimde mayın patlaması sonucu 9 kişi ile birlikte ayağımdan yaralanmıştım. Çeşitli tedavilerden sonra kırılan ayağımı alçıya alarak beni tebdil havaya gönderdiler. İki koltuk değneği ile 6 ay köyümüzde kaldım. Meşgul olmak için köyde ne kadar erik, şeftali, portakal, gül, ne bulursam aşı yaparak vaktimi değerlendiriyordum. Köyümüzün güneyinde göl yeri tabir edilen yerde 10 dönüm verimsiz kıraç boz toprak bir tarlamız vardı. Babama buraya süpürge darısı ekelim dedim. Babam, “Oğlum ne yapacaksın süpürge darısını” dedi. Ben ısrar edince babam ısrarıma dayanamadı ve razı oldu. O güne kadar süpürgelik herkesin ihtiyacı kadar tarlaların takımlarına eğreti olarak ekilirdi. İki ay gibi bir zamanda da yetişirdi. Koltuk değneklerimle orak alıp olgunlaşan süpürgelikleri keserek tarlada deste yaptım. Sonra da köyün yeni yetişen gençleri ile, el arabasına yükleyerek evin önüne taşıttım. Kadirliye giderek 4 adet kaşağı aldım ve tohumlarını kaşağı ile kazıyarak süpürgelik kısmını ayıklayıp desteler halinde boğum yaparak istif ediyordum. Bu arada beni ziyarete gelenler de yardım ediyorlardı. Artan saplarını da ekmek yapmakta kullanılmak üzere fırının yanına istif ettirdim. Böylece sadece süpürge tohumlarından 25 külek, 50 teneke tohum elde edildi. Bunları zaval çektirerek hayvan yemi olarak kullandık. Tohum çok yağlı olduğu için bol süt veriyordu inekler..!
Kaba işler bittikten sonra, Şıh Mehmetli (Bu günkü Aydınlar köyü) köyünde lakabı Kara solak diye babamın bir arkadaşı vardı. Köyleri gezer, yarıya süpürge bağlardı. Babam çağırdı ve 10 gün kadar bizde misafir olarak süpürge bağladı. Bu arada babam da süpürge bağlamasını öğrenmişti. Sonra babam baktı ki kendisi daha güzel bağlıyor; “Yeter bre oğlum, kışın ben ne yapacağım, bari bununla oyalanır meşgul olurum” deyip işi bıraktırdı. Böylece her gün 8-10 süpürge bağlayarak, Kadirliye giden cip’in arkasına bağlayıp, Pazar yerinde Hacı Açıkkan’a (Cip Hacı) gönderir, tanesi 5 liradan parası gelirdi.
Böylece babam iş sahibi olmuştu. Hem oyalandı, hem de hiç harçlıksız kalmadı. En önemlisi de hiçbir işe yaramayan göl yerindeki kıraç, boz toprak verimsiz tarlamız da diğer tarlalardan daha verimli hale gelmiş oldu..!
Alternatif bir ürünle herkesin uğraştığı pamuk, buğday, arpa, susam, karpuz, mısır gibi mahsullerin dışında bir iş kolu yaratmıştık. Geçinmek için illa ki büyük arazi sahibi olmak şart değildi.!. Sürekli çalışıp, sebatla uğraşırsanız toprak nankör değildir, emeğinizi inkar etmez..! Çünkü toprak ANADIR..! Toprak kutsaldır, toprak canlıdır üretir, toprak doğurgandır. Onun için TOPRAK ANADIR..! Hatta orta Anadolu da, Yozgat – Kırşehir- Çorum- Çankırı da insanlar değer verdiklerine, dostlarına, sevdiklerine hitap ederken, TOPRAĞIM derler..! Bu hitabet tarzı onlar için çok anlamlıdır..!
Evet, yenilik için alışkanlıklarımızı aşmamız, kendimizi yenilememiz gerekiyor. Ancak değişmek ve alışkanlıklarımızdan kurtulmak, bunu çevreye kabul ettirmek de kolay olmuyor maalesef. Onun için izlenecek yol; Okumak, araştırmak, sorgulamak, danışmak, tartışmak ve düşünüp uygulamaktır…!
Herkese iyi düşünmeler..!

Mustafa K I R E K E R
KADİRLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI Kurucu ÜYESİ / A N K A R A*

Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın

Kısa Mesajlar
Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.

25-05-2020 14:37
Tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı kutlu olsun...

25-05-2020 14:36
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle Köyümüzde 2020 yılı Ramazan Bayramı bayramlaşması yapılamamıştır.

09-04-2019 08:34
31 Mart'ta yapılan muhtarlık seçimlerinde Köyümüzün muhtarı seçilen Gürhan SARIAKÇALI ve ekibine hayırlı olsun dileklerimizle başarılar dileriz...

09-04-2019 08:31
Türk Polis Teşkilatının 174. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

18-03-2016 13:42
Bu toprakları vatan yapan tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz...


Çevrimiçi Kullanıcılar
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 83
En Yeni Üye: mujganokan

Ziyaret Sayıcı
Online : 3
Bugün Tekil : 200
Bugün Çoğul : 1618
Dün Tekil : 342
Dün Çoğul : 3178
Toplam Tekil : 786666
Toplam Çoğul : 14241954
IP : 3.235.107.209

En Son Makaleler
YOKLUKTAN YARATICILIĞA
YARGILAMA USULÜ VE ...
BÜROKRASİDEN TİCARİ ...
ERENİMİZİN DOĞUM GÜNÜ
BUNALIM NİYET VE ...


ÖKSÜZLÜ KÖYÜ WEB SİTESİ / KURUCU ADEM YAVUZ KIREKER

WEB TASARIM VEDAT ARAT